Kültür Gündemi – Gökhan Ergür – Yanlışların Arnavutçası

Tüm kurşunları doldurup Rus ruletine başlamak gibidir aşk. Sahnede olan silah muhakkak patlar ve sonunda bir ceset kaldırılır masadan. 

Sıkıntılı günlerimize dostlardan bir nefes. #ergingünçe #ilhamiçiçek

Sıkıntılı günlerimize dostlardan bir nefes. #ergingünçe #ilhamiçiçek

Bak İslamcı Kardeşim
Pusuya yatıp: ‘’Bakalım bu sefer nasıl bir hata yapacaklar ve ben hangi afili cümlelerle saldıracağım’’ diye Müslüman kadınların (sizin deyiminizle şallıların) açıklarını aramaktan bıkmadığınızın farkındayım. ‘’Ben açık aramıyorum, onlar her şeyi alanen yapıyor’’ savunmasına sığınanlara da peşinen, kadın işleriyle değil kendi işleriyle uğraşmalarını tavsiye ederim.
Her fırsatta gavura saldırır gibi saldırdığınız, eleştirdiğiniz bu Müslüman hanımlar kimin eşi, kardeşi, annesi, halası ya da teyzesi? Neticede bu ‘’şallı’’ hanımlar bir Müslüman hanede yaşıyor ve yine Müslüman bir erkekle ortak bir yaşam alanını paylaşıyor. Peki bizler nasıl erkekleriz ki hanemizde bulunan kadınlar ehl-i sünnet itikadına uymayan davranışlar gösterebiliyor? Hanede bulunan Müslüman erkek bu duruma neden ve niçin müdahale edip yanlış gördüğü konuyu, hanımla beraber ortak paydada buluşup bir çözüme kavuşturamıyor?  Laf kalabalığı yapmadan tartışılması gereken öncelikli konu şudur:Müslüman erkeğin toplumdaki yeri ve aile içerisindeki etkinliği.
Kadınları hedef tahtası haline getirip üzerlerinden din ve ahlak dersi vermeye çalışan erkekler acaba bu dinin ve ahlakın neresinde? Edep ve ahlak sadece kadına değil erkeğe de yakışan en hayırlı süstür.
Ak Parti döneminde oluşan yeni sınıf ve bu sınıfın sosyolojik tahlilini sosyologlara bırakıp Müslüman erkeklere artık aynaya bakma vaktinin geldiğini hatırlatalım.
Her türlü dini ve ahlaki konuya hakim olup Twitter’daki bol takipçili troll hesaplarından millete vaaz eden ahlak zabıtları, iş kendi hayatlarına gelince neden bu kuralları uygulamaya çekiniyor?
DM’den kızlara olta atma, iş ciddiye binince kendini geri çekip kızın namusuna dil uzatma, sadece kızların tweetlerine cevap verme, hayatında biri varken inceden inceye temiz kızları da ayartmaya çalışan nur yüzlü, sakallı kardeşlerimiz (sahi biz bu sakalı niye bırakmıştık, Peygamber sünneti olduğu için mi yoksa bizi daha yakışıklı gösterdiği için mi?) Müslümanlık bu saydıklarımızın hangisinde?
Nişanlının ya da sözlünün yanında Whatsapp ve Twitter bildirimlerini kapatma, telefonu sürekli cebinde taşıma ya da telefonu masaya ters koyma neyin önlemi acaba? Ali Şeriati okumalarıyla ‘yürüdüğün’ kızların hayatındaki insan tarafından öğrenilmesi hoşuna gitmez mi yoksa?
Adını telaffuz bile edemediğimiz lüks mekânlarda ya da sırf gençlik kollarındaki kardeşlerin seni orada görsün diye oturduğun Üsküdar’daki çaycılarda önünüzden geçen kızın arkasından dönüp bakmazsın zaten, arkadaşlarının yüzüne bakıp merkep gibi de sırıtmazsın, biliyorum.
Gençlik kolları demişken, iyi günlerde Tayyip Reis’e yanlayıp zor günlerde Milli Görüş  diye çığırmazsın. Omurga muhakkak ki önemli bir mesele, hatırlatalım.
Oturduğun her sofrada Peygamber sünnetlerini anlatmaktan, dini vecibelerini yerine getirmekten, güzel ahlakı her daim diri tutmaktan asla çekinmezsin bunu da biliyorum. Günde 5 vakit namazını aksatmazsın şükür, takkesiz, yarı kolsuz ve çıplak ayakla namaz kılmazsın, şükür buna da. Hem zaten kopkop müzikleri çalıştığın İslami şirketin giriş kapısında kapatman da bir tesadüf, yanlışlıkla elin değmiştir arabanın teybine, yoksa Hande Yener kim ki, sen hep sohbet dinlersin değil mi? Araba demişken, ihaleler filan çok şükür tıkırında herhalde, baban yine bir iş bağladı belediye sayesinde, elhamdülillah. Geçen gün de konvoya çıkmışsınız seçim kutlamasına, araca bir zeval gelmemiştir inşallah? Senin her fırsatta İslami çizgiye çekmeye çalıştığın, dışarıdaki şaşalı hayata haddi olmayarak özenen Müslüman kızlar da, metrobüs, otobüs, dolmuş gibi araçlarda kendi namusunu korumaya çalışmakta. Nargile marpucunu elinden bıraktığın bir ara, ver şunlara ayarı yine, nasıldı o ofisine astığın altın tozuyla yazdırdığın hat? Heh, hatırladım: Edep ya Hu!
Haklısın marka kötüdür, abilerinin yanında dikkat çekmemek için marka giyinmezsin ama nedense sevgiline aldığın çantalar, eşarplar, parfümler hepsi en az asgari ücret seviyesinde.  Maaşın 2000 lira da olsa aylar önceden biriktirirsin paranı, sevgiline doğum gününde Michael Kors çanta almanda ne gibi bir kötülük olabilir ki?
Hepiniz muazzam Müslümanlarsınız, güç sizde, iktidar sizde, Twitter’da da düdüğünüzü öttürüyorsunuz, hepinizin elinde de ağaç bir tesbih, e daha ne olsun yani, sizden iyi gençlik mi bulacak Türkiye? Akademik çalışmalar, fikri tartışmalar, ayakları yere basan hakikatli okumalar bir ara yapılır zaten, çok da önemi yok şimdilik.
Biz aynaya bakmadan Müslüman kadınlara vurmaya devam edelim, annemizin, kardeşimizin, eşimizin ne giyindiğini, ne söylediğini hiç önemsemeyelim. Hepimiz on numara beş yıldız delikanlı mı delikanlı güzel sakallı, bol bilgili insanlarız, oturduğumuz her mekânda Aliya, Malcolm X, Mustafa Kutlu, aynen biraderim bu kafayla zafer zaten İslam’ın.
Şallılar kötü, onlar kötü, bunlar kötü, sen güzel kardeşim sen, sahi sen nasılsın?   Bu haftaki yazımızın linki: http://kulturgundemi.com/gokhan-ergur-bak-islamci-kardesim.html

Bak İslamcı Kardeşim

Pusuya yatıp: ‘’Bakalım bu sefer nasıl bir hata yapacaklar ve ben hangi afili cümlelerle saldıracağım’’ diye Müslüman kadınların (sizin deyiminizle şallıların) açıklarını aramaktan bıkmadığınızın farkındayım. ‘’Ben açık aramıyorum, onlar her şeyi alanen yapıyor’’ savunmasına sığınanlara da peşinen, kadın işleriyle değil kendi işleriyle uğraşmalarını tavsiye ederim.

Her fırsatta gavura saldırır gibi saldırdığınız, eleştirdiğiniz bu Müslüman hanımlar kimin eşi, kardeşi, annesi, halası ya da teyzesi? Neticede bu ‘’şallı’’ hanımlar bir Müslüman hanede yaşıyor ve yine Müslüman bir erkekle ortak bir yaşam alanını paylaşıyor. Peki bizler nasıl erkekleriz ki hanemizde bulunan kadınlar ehl-i sünnet itikadına uymayan davranışlar gösterebiliyor? Hanede bulunan Müslüman erkek bu duruma neden ve niçin müdahale edip yanlış gördüğü konuyu, hanımla beraber ortak paydada buluşup bir çözüme kavuşturamıyor?  Laf kalabalığı yapmadan tartışılması gereken öncelikli konu şudur:Müslüman erkeğin toplumdaki yeri ve aile içerisindeki etkinliği.

Kadınları hedef tahtası haline getirip üzerlerinden din ve ahlak dersi vermeye çalışan erkekler acaba bu dinin ve ahlakın neresinde? Edep ve ahlak sadece kadına değil erkeğe de yakışan en hayırlı süstür.

Ak Parti döneminde oluşan yeni sınıf ve bu sınıfın sosyolojik tahlilini sosyologlara bırakıp Müslüman erkeklere artık aynaya bakma vaktinin geldiğini hatırlatalım.

Her türlü dini ve ahlaki konuya hakim olup Twitter’daki bol takipçili troll hesaplarından millete vaaz eden ahlak zabıtları, iş kendi hayatlarına gelince neden bu kuralları uygulamaya çekiniyor?

DM’den kızlara olta atma, iş ciddiye binince kendini geri çekip kızın namusuna dil uzatma, sadece kızların tweetlerine cevap verme, hayatında biri varken inceden inceye temiz kızları da ayartmaya çalışan nur yüzlü, sakallı kardeşlerimiz (sahi biz bu sakalı niye bırakmıştık, Peygamber sünneti olduğu için mi yoksa bizi daha yakışıklı gösterdiği için mi?) Müslümanlık bu saydıklarımızın hangisinde?

Nişanlının ya da sözlünün yanında Whatsapp ve Twitter bildirimlerini kapatma, telefonu sürekli cebinde taşıma ya da telefonu masaya ters koyma neyin önlemi acaba? Ali Şeriati okumalarıyla ‘yürüdüğün’ kızların hayatındaki insan tarafından öğrenilmesi hoşuna gitmez mi yoksa?

Adını telaffuz bile edemediğimiz lüks mekânlarda ya da sırf gençlik kollarındaki kardeşlerin seni orada görsün diye oturduğun Üsküdar’daki çaycılarda önünüzden geçen kızın arkasından dönüp bakmazsın zaten, arkadaşlarının yüzüne bakıp merkep gibi de sırıtmazsın, biliyorum.

Gençlik kolları demişken, iyi günlerde Tayyip Reis’e yanlayıp zor günlerde Milli Görüş  diye çığırmazsın. Omurga muhakkak ki önemli bir mesele, hatırlatalım.

Oturduğun her sofrada Peygamber sünnetlerini anlatmaktan, dini vecibelerini yerine getirmekten, güzel ahlakı her daim diri tutmaktan asla çekinmezsin bunu da biliyorum. Günde 5 vakit namazını aksatmazsın şükür, takkesiz, yarı kolsuz ve çıplak ayakla namaz kılmazsın, şükür buna da. Hem zaten kopkop müzikleri çalıştığın İslami şirketin giriş kapısında kapatman da bir tesadüf, yanlışlıkla elin değmiştir arabanın teybine, yoksa Hande Yener kim ki, sen hep sohbet dinlersin değil mi? Araba demişken, ihaleler filan çok şükür tıkırında herhalde, baban yine bir iş bağladı belediye sayesinde, elhamdülillah. Geçen gün de konvoya çıkmışsınız seçim kutlamasına, araca bir zeval gelmemiştir inşallah? Senin her fırsatta İslami çizgiye çekmeye çalıştığın, dışarıdaki şaşalı hayata haddi olmayarak özenen Müslüman kızlar da, metrobüs, otobüs, dolmuş gibi araçlarda kendi namusunu korumaya çalışmakta. Nargile marpucunu elinden bıraktığın bir ara, ver şunlara ayarı yine, nasıldı o ofisine astığın altın tozuyla yazdırdığın hat? Heh, hatırladım: Edep ya Hu!

Haklısın marka kötüdür, abilerinin yanında dikkat çekmemek için marka giyinmezsin ama nedense sevgiline aldığın çantalar, eşarplar, parfümler hepsi en az asgari ücret seviyesinde.  Maaşın 2000 lira da olsa aylar önceden biriktirirsin paranı, sevgiline doğum gününde Michael Kors çanta almanda ne gibi bir kötülük olabilir ki?

Hepiniz muazzam Müslümanlarsınız, güç sizde, iktidar sizde, Twitter’da da düdüğünüzü öttürüyorsunuz, hepinizin elinde de ağaç bir tesbih, e daha ne olsun yani, sizden iyi gençlik mi bulacak Türkiye? Akademik çalışmalar, fikri tartışmalar, ayakları yere basan hakikatli okumalar bir ara yapılır zaten, çok da önemi yok şimdilik.

Biz aynaya bakmadan Müslüman kadınlara vurmaya devam edelim, annemizin, kardeşimizin, eşimizin ne giyindiğini, ne söylediğini hiç önemsemeyelim. Hepimiz on numara beş yıldız delikanlı mı delikanlı güzel sakallı, bol bilgili insanlarız, oturduğumuz her mekânda Aliya, Malcolm X, Mustafa Kutlu, aynen biraderim bu kafayla zafer zaten İslam’ın.

Şallılar kötü, onlar kötü, bunlar kötü, sen güzel kardeşim sen, sahi sen nasılsın?   

Bu haftaki yazımızın linki: http://kulturgundemi.com/gokhan-ergur-bak-islamci-kardesim.html

Kültür Gündemi – Gökhan Ergür – Bir Daha Hiç Göremediklerimiz

Bu haftaki yazımız:

'Tüm cenaze merasimlerinde yapıştım küreğe, kan ter içinde kalana dek toprak attım. Bir an önce gömmek istedim acıları, çukur kapanınca yaralar da kapanır sandım hızlıca. Olmadı. Sarı Vedat’ın oğlu pamuk avuçlarını az önce kapattığımız mezara doğru açıp ‘baba, gel, gel’ dedi gülerek, ilerde anlayacaktı, babası gelmeyen çocuklar erken büyüyecek ve bu yetimlik bir ömür boyu sürecek.”

Kültür Gündemi – Gökhan Ergür – Üçünü Değil Tümünü Yıkalım

Niyeti sadece büyük şehrin kötülüğünden korunmak ve temiz insanlarla beraber yaşamak olan Anadolu genci ruhunu ne yazık ki üniversitede kaybetmiş vaziyette. Koca bir dünyayı tanıması, anlamlandırması gereken genç, cemaat ya da örgüt liderlerinin belirlediği kitaplar ve vaazlar çevresinde şekillenip, korkak, başarısız ve aciz bir kişiye dönüşmekte. Başkası onun yerine düşünür, karar verir, konuşur…

Kültür Gündemi – Gökhan Ergür – Şiir Siyasetten Büyüktür

’Milletimiz şairdir. Hakikat ona şiir olarak söylenmezse anlamaz’ 

Aylardır beklediğimiz COHIBA ve boyboy RHOIDA. #habana #cuba #cigar #rhodia

Aylardır beklediğimiz COHIBA ve boyboy RHOIDA. #habana #cuba #cigar #rhodia

Kültür Gündemi – Gökhan Ergür – Baharı Bekleyenlere

Artık hayattan iyilik değil fırsat bekliyoruz ve insan neyi beklerse ona dönüşüyor bir süre sonra.

Pazar mesaimiz. (The Marmara Hotels’da)

Pazar mesaimiz. (The Marmara Hotels’da)

Kültür Gündemi – Gökhan Ergür – İnsanlığın Çöküşü: İsrail

”Çevrenize bakın; inandığınız siyasi partiler, okuduğunuz kitaplar, sevdiğiniz sanatçılar, tuttuğunuz takımlar, hiçbiri yok, hiçbiri Filistin’i savunamadı! Annelerden oluk oluk kan akarken biz sadece izledik. Yüksek ahlak, ileri teknoloji, modern toplum, gelişmiş insan sokaklarda bağıra bağıra yanarak can veren beş yaşındaki çocuğa çare olamadı, olamayacak da.”

Dergimizin Ağustos sayısında, Nuri Pakdil ile alakalı: ”Biat Ekseninde Yerlilik, Teknoloji ve Anadolu Modernleşmesi” başlıklı bir yazı yazdık.

Dergimizin Ağustos sayısında, Nuri Pakdil ile alakalı: ”Biat Ekseninde Yerlilik, Teknoloji ve Anadolu Modernleşmesi” başlıklı bir yazı yazdık.

Nuri Pakdil beyefendinin bayram tebriği.

Nuri Pakdil beyefendinin bayram tebriği.

Günün güzelliği, Nuri Pakdil imzalı hiç yayımlanmamış bir mektup. #nuripakdil #yedigüzeladam #mektup

Günün güzelliği, Nuri Pakdil imzalı hiç yayımlanmamış bir mektup. #nuripakdil #yedigüzeladam #mektup

"kravatla aynı desen göğüs cebi mendilleri / bir toplum sırf bu yüzden ölmüş olabilir mi?" (Beyoğlu, Tarlabaşı)

"kravatla aynı desen göğüs cebi mendilleri / bir toplum sırf bu yüzden ölmüş olabilir mi?" (Beyoğlu, Tarlabaşı)

Kültür Gündemi – Gökhan Ergür – Gazze İçin Artık Susalım

”Dünya üzerindeki bilimsel gelişmeler, eğitimde teknoloji, artan milli gelir, ulaşım imkanlarının kolaylaşması, hayat standartlarının yükselmesi derken Filistin’de babalar çocuklarının bombayla parçalanıp yere akan beynini belki yaşar ümidiyle toplayıp çocuğunun kafatasına dolduruyor, haykırıp ağlayarak. Okurken bile midemizin kaldırmadığı olaylar şu anda Gazze’de yaşanıyor. Bunun hesabı biz korkaklara elbet sorulur.”